deyimler

100 En İyi A Harfi ile Başlayan Deyimler ve Anlamları

Bu yazımızda A harfi ile başlayan deyimler ve anlamlarını sizler için listeledik. A ile başlayan deyimleri inceleyebilirsiniz. İster ödevlerinizde ister araştırmalarınızda isterseniz de oyunlarınızda kullanabilirsiniz.

Yazdığımız A harfi ile başlayan deyimleri içeriğimiz umarız hoşunuza gider ve amacınıza uygun bilgiler elde edebilirsiniz.

A harfi ile başlayan deyimler yazımıza geçmeden hemen önce biraz deyimlerimizden ve kültürümüzden bahsetmek istiyorum. Aslında içinde yaşadığımızın toplumun ne kadar köklü gelenekleri olduğunu biliyoruz. Atasözleri ve anlamları, özlü sözler ve türlü deyişler de bu geleneğin bir parçası aslında. Hani Antik Yunan tarihinde filozofların o hayatı sorgulatan felsefi sözleri var ya. İşte bizimde atasözlerimizin ve deyimlerimiz var.

Deyimler genel anlamda mecazi bir anlam taşır. Dolaylı anlatım da diyebiliriz. Verilmek istenen mesajın üstü kapalı anlatılmasını sağlamak için deyimleri kullanırız. Mesela bir örnek verecek olursak çok telaşlı durumda olan kimseye etekleri tutuştu deriz. Bu bir deyimdir. Deyimler aynı zamanda kalıplaşmış söz öbekleridir. Yani bir kelime gibi düşünün. Değiştirilmez. Değiştirilirse zaten deyim olmaz.

Bizim kültürümüzde de Türk deyimleri oldukça fazladır ve yine aynı fazlalıkta kullanılır. Dikkat etmişseniz bizim milletimiz kendini ifade etme konusunda sıkıntı çekmez. Özellikle biraz daha yaş almış kimseler en entel kişilerle de konuşur, toplumun en alt sınıfını oluşturan kişilerle de konuşur. Çünkü duygularını ve anlatmak istediğini deyişler ile destekler. Aynı şekilde deyimler de kullanarak anlatımını, duygularını güçlendirir. Bu arada yaşa da takılmamak gerek. Olabildiğince erken yaşta deyimler ve anlamları öğrenmek sizlere konuşma konusunda bir rahatlık, kültür konusunda bir genişlik sağlayacaktır. 4. Sınıf deyimler öğrenmek için en ideal yaşların olduğu dönem mesela. Hemen çocuğunuzun eline bir deyimler sözlüğü verip genel bir kültüre sahip olmasını sağlayabilirsiniz. İşte sizi her anlamıyla besleyecek olan deyimler bölümümüzün ilk yazısı a harfi ile başlayan deyimler ve anlamları.

İyi okumalar.

A Harfi ile Başlayan Deyimler ve Anlamları

  • Abayı yakmak: Bir kimseye gönlünü kaptırmak. “Bizim oğlan komşu kızına abayı yakmış.”
  • Abes Kaçmak: Söylenilen sözün ortama uygun düşmemesi, yersiz ve gereksiz olması.
  • Acısını çekmek (bir şeyin) : Yapılan yanlış bir işin üzücü sonuçlarını görmek.
  • (bir durumu) açığa çıkarmak : ortaya çıkarmak, gözler önüne sermek, anlaşılır duruma getirmek
  • Ablukaya almak : Bir yerin dışarıyla ilişkisini kesmek, etrafını sarıp orayı baskı altına almak. Kuşatmak.
  • Ayılıp bayılmak: 1) Sinir krizi geçirmek, bunalıma düşmek. 2) Birini kendinden geçercesine sevmek, beğenmek. “Her kan görüşünde ayılıp bayılıyor.”
  • Ağzından düşürmemek: Her yerde sözünü etmek, ondan bahsetmek.
  • Aklı ermek (yetmek) (bir şeye): Çevresinde olup bitenleri, doğruyu yanlışı anlamaya başlamak; anlayacak düzeyde, durumda olmak.
  • anlam vermek : kendince bir yargıya varmak, yorumlamak.
  • Açık fikirli : Yeniliklere açık, ileriyi görebilen, tutucu olmayan. Olayları hemen kavrayıp değerlendirebilen kişi.
  • Ayağının tozuyla: Henüz dinlenmeden, yoldan gelir gelmez. “Adamı ayağının tozuyla kodese tıktılar.”
  • Ağzını kiraya vermek: Hiçbir şey söylemek istememek, konuşmamak.
  • Aklını peynir ekmekle yemek : Delice, aptalca işler yapmak.
  • ant vermek : Allah aşkına, çocuklarının başı için vb. sözlerle karşısındakini bir şeye zorlamak.
  • Ağız tadı : 1. Topluluk içinde huzur, dirlik düzen olması. 2. Yiyecek içeceklerden zevk almak.
  • Astığı astık, kestiği kestik: Davranışlarından dolayı kimseye hesap vermeyen, istediği gibi davranan, çok sert kimseler için kullanılır.
  • Ağız kalabalığı etmek: Konu dışı gereksiz şeyler söylemek.
  • Aslanrpayı: Bir paylaşmada, en büyük pay.
  • aslı astarı olmamak : gerçekliği, doğruluğu bulunmamak.
  • Ağzı bir karış açık kalmak : Çok şaşırıp hayretler içinde kalmak.
  • Ayağı (ayakları birbirine) dolaşmak: Yürürken herhangi bir sebepten ötürü ayakları birbirine takılmak, sendelemek. “Korkusundan zavallının ayakları birbirine dolaştı.”
  • Adımını denk atmak: Düşünerek, tedbirli hareket etmek.
  • Arı kovanı gibi işlemek (bir yer) : Bir yerin gidip geleni, gireni çıkanı çok olmak.
  • ağzını bırakıp kıçıyla (bir tarafıyla) gülmek : alay ederek karşısındakine gülmek.
  • Akla karayı seçmek : Bir işi yapıncaya kadar çok yorulmak, çok zahmet çekmek, çok uğraşmak.
  • Ayağını yorganına göre uzatmak: Gelirini giderine uydurmak, harcamalarda geliri aşmamak. “Ayağını yorganına göre uzatmazsan ileride aç kalırsın.”
  • Arada çıkarmak: Birçok iş arasından bir işi neticelendirmek, yapıp bitirmek.
  • Arkasını bırakmak: Vazgeçmek; artık ilgilenmez, uğraşmaz olmak; peşini bırakmak.
  • alacaklı çıkmak : alacağı vereceğinden çok olmak.
  • Akşamdan kalma (kalmış) : Gece içtiği içkinin sersemliğini, mahmurluğu üstünden atamamış olan kimse.
  • Ayakta kalmak: 1) Bir zorluk karşısında yıkılmamak, çökmemek. 2) Oturacak yer bulamamak. “Gemi öyle kalabalıktı ki hepimiz ayakta kaldık.”
  • Apiko beklemek: Bir işe başlamak için hazır olmak.
  • Ayak altında dolaşmak : Bir işe yaramadığı halde herkesin işine en gel olacak biçimde ortalıkta dolaşmak.
  • aklı zıvanadan çıkmak : delirmek, aklını oynatmak.
  • Alem etmek (yapmak) : Topluca eğlenmek.
  • Ağzını havaya / poyraza açmak: Umduğunu elde edememek, fırsatı kaçırdıktan sonra boş yere beklemek. “Evi o zaman alacaktın, artık geçti, bundan sonra ağzını havaya aç.”
  • Alavere dalavere: Hile ve düzenbazlıkla.
  • Aşağı görmek (saymak) (birini, bir şeyi) : Onu beğenmemek, küçümsemek. (Karş. Hor görmek.)
  • aylık bağlamak : emekli olan veya başka sebeplerle çalışmayanlara her ay için belirli bir parayı ödemeyi üstlenmek, maaş bağlamak.
  • Altın bilezik : Para getiren meslek, sanat.
  • Ağzından girip burnundan çıkmak: Çeşitli yollara başvurarak birini bir şeye razı etmek; veya kandırmak. “Ağzından girip burnundan çıktı ve ondan para koparmayı başardı.”
  • Ağzının suyu akmak: Çok beğenmek, imrenmek.
  • Ağız birliği etmek : Bir konuda aynı şeyler söylemeyi ya da yapmayı kararlaştırmak . (Kars. Aynı ağzı kullanmak.)
  • Azrailin elinden kurtulmak : ölümden kurtulmak.
  • azar işitmek : azarlanmak. Örnek Kullanım : ?Buna rağmen bir kez bile azar işitmeyişinden, arkadaki sessiz tartışmanın ne denli ciddi olduğunu kestirebiliyordu.
  • Anadan doğma : Çırılçıplak, üzerinde giysi bulunmayan.
  • Ağzı (bir karış) açık kalmak: Çok şaşırmak, şaşakalmak. “Onca seneden sonra sevdiği arkadaşını birden karşısından görünce ağzı açık kaldı.”
  • Ateşe vursan duman vermez: Aşırı cimri
  • Alfa ha bir can borcu olmak : Allah’a vereceği canından başka hiç kimseye borcu olmamak.
  • ahı gitmek vahı kalmak : iyice zayıflamak, iş göremez duruma gelmek.
  • Araya soğukluk girmek : İki dost arasındaki iletişimin azalması ve ilişkilerinin zayıflaması.
  • Ağız aramak /yoklamak: Öğrenilmek istenilen şeyi söyletecek yolda dil kullanmak. “Ağzını ara bakalım o konuda bir şey biliyor mu?”
  • Ayağının altına karpuz kabuğu koymak: Ayağını kaydırmak.
  • Arkasını dayamak (birine, bir şeye) : Güçlü bir kimsenin koruyuculuğunda olmak; sırtını dayamak.
  • armut piş ağzıma düş! : bir işe emek harcamaksızın onun kendiliğinden olmasını bekleyenlerin durumunu anlatan bir söz.
  • Arka çıkmak : Birini başkalarına karşı korumak. destek olmak, sahiplenmek.
  • Ağzında bakla ıslanmamak: Sır saklamayı becerememek, sırrı hemen açığa vurmak. “Ağzında bakla ıslanmayan bu adama nasıl oluyor da açılıyorsun?”
  • Ayağına kapanmak: Yalvarıp yakarmak.
  • Avucunun içi gibi bilmek (bir yeri): Bir yeri çok iyi bilmek.
  • ateş püskürmek : çok öfkeli olmak. Örnek Kullanım : ?Parça parça morarmış yüzüyle ateş püskürüyordu.
  • Art düşünce (niyet) : Bir davranışın altındaki gizli ve belirtilenden farklı olan zararlı düşünce.
  • Akan sular durmak: Artık itiraz edilebilecek, karşı durulacak bir nokta kalmamak. “Siz Mehmet Ağa`ya gidin, o devreye girdi mi akan sular durur, kolay anlaşırsınız.”
  • Azınlıkta kalmak: Bir yerde sayıca az olmak.
  • Ayıbını yüzüne vurmak : Bir kimsenin hatasının yüzüne karşı söylemek.
  • ana baba bir : aynı anne ve babadan olan.
  • At oynatmak : İstediği biçimde, gönlünce hareket etmek.
  • Akıl defteri: Hatırlanıp yapılması gereken şeylerin yazıldığı küçük defter, muhtıra defteri, ajanda.
  • Aklını bir şeyle bozmak: Bir şey üzerine gereksiz, devamlı düşünmek.
  • Arka çevirmek (birine) : Ona eski yakınlığını göstermemek; sırt çevirmek.
  • ana baba bir : aynı anne ve babadan olan.
  • Aşağısı kurtarmamak : Daha aşağı bir durum veya yaşayışı kendine layık bulmamak.
  • Aralarından su sızmamak: Çok iyi, çok yakın dostluk veya arkadaşlık kurmak, ahbap olmak. “Şunlara bak, aralarından su sızmıyor.”
  • Alın yazısı: Kader, yazgı.
  • Arkası sıra : Arkasından, peşinden, ardından: peşi sera.
  • anan yahşi, baban yahşi: birini, bir işe razı etmek için onu övmek amacıyla söylenen bir söz.
  • Ateş bacayı (saçağı) sarmak : 1. Bir olayın önüne geçilemeyeceği ve tehlikeli bir hal aldığını anlatır. 2. Kişi aşık olunca, aşkın yoğunluğu için söylenir.
  • Arka arkaya vermek: Birbirini korumak, kollamak, için birleşmek; dayanışmak, yardımcı olmak. “Arka arkaya verirsek karşımızda hiçbir güç duramaz.”
  • Ali Cengiz oyunu: Haince ve kurnazca bir iş yapmak.
  • Aslan payı: Bir paylaşmada, en büyük pay.
  • anlamına gelmek : bir anlam bildirmek.
  • Atı alan Üsküdar’ı geçti : Fırsat elden gitti, yapacak bir şey kalmadı.
DEVAMI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu