wordpress-seo domain was triggered too early. This is usually an indicator for some code in the plugin or theme running too early. Translations should be loaded at the init action or later. Please see Debugging in WordPress for more information. (This message was added in version 6.7.0.) in /home/gencklavye/public_html/wp-includes/functions.php on line 6170The post Uçağı Kim İcat Etti? appeared first on Genç Klavye.
]]>Her ne kadar ilk uçuş, Wright kardeşler tarafından 1903 yılında gerçekleştirilmiş olsa da, uçağı kim icat etti sorularınıza cevap olarak, Celement Adet ve Otto Lilienthal isimlerini vermek mümkün olacaktır. İlk olarak 1890 yılında üretilmiş olan bu uçak, pervaneli bir tasarıma sahiptir. Ortalama olarak yerden bir ya da birkaç santim yüksekliğe çıkması ile 50 metre mesafeyle havada kalması sağlandı. Bu uygulama ise Celement Adet tarafından gerçekleştirildi. Daha sonrasında hava akımından yola çıkarak motorsuz bir uçak kullanan Lilienthal, planör uçuşu yapması ile tarihe geçmiş isimler arasında.

Yine tarihe ismi geçenlerden olan Fransız bir fizikçi de, balon kullanarak havada yükselmeyi başarmıştır. De Rozier balon ile havada yükseklik kazanmış olan ilk isim olarak bilinirken, kötü hava koşullarında balonun kullanma zorluğu olacağından, dümen, motor ve diğer ihtiyaçlarının karşılanması gerektiği savunuldu. Böylelikle ilk olarak Fransa ‘ da gerçekleştirilen bir hava gemisi, Fransız bir mühendis tarafından uçuruldu. Bu isim ise Henri Giffard olurken, 1872 yıllarından sonra 1937 yılına kadar tu tip zeplinler ise varlığını sürdürmeye devam etti.
Yukarıda yer alan bilgilerde, ilk uçak üretimi ve diğer bilgilere yer vermiş olurken, elbette ki ilk uçuşun ne zaman ve nasıl gerçekleştirildiği de önemlidir. Bu durumda ise şu bilgilere göz atmak mümkündür. Modern havacılık dediğimizde, bu temelin Amerikalı kardeşler tarafından atıldığını bilmeniz gerekmektedir. Wright kardeşler olarak bilinen bu kardeşler, pilotlu ve kontrollü olarak ilk uçuşu 1903 tarihinde gerçekleştirmişlerdir. Elbette ki bu uçuş anına kadar pek çok farklı deneme yapmış oldukları da alınan bilgiler arasında. Fakat ilk denemeleri başarısızlıklar ile sonuçlanırken, hatalarını, eksikliklerini hızla tamamlayarak, basınç, direnç, pervane etkileri, itme, kalkış özelliklerini her bir arada tutarak, sağlıklı bir uçuş gerçekleştirmek üzere motorlu bir uçak tasarladılar. Artık eksikliklerinden dolayı başarısız bir uçuş mümkün olmayacaktı ve başardılar Motorlu bir uçak ile ortalama olarak 12 saniye süren bir uçuş sağlamaları elbette ki bu süreç içerisinde de önemli bir mesafe kat ederek, amaçlarına ulaştılar.
İlk uçuşu gerçekleştiren isimler olarak bilinirken; Orvlle ve Wilbur isimli Amerika’lı kardeşler olarak bilinmektedir. Hayatları hakkında bazı bilgiler ise şöyledir.
İlk yapısal dengeli uçak; 11 saniye de 40 metre uçuş gerçekleşebilmiştir. Havacılıkta oldukça önemli bir değer olan 40 metre, Planophore ismini alan model uçak ile yapılmıştır.

Ülkemizde ise havacılık sektöründe çok önemli isimler bulunmaktadır. Bunlar arasında yer alan ve 6 Ocak 1986 yılında İstanbul’ da doğmuş, 16 Temmuz 1969 da ise hayatını kaybetmiş olan Vecihi HÜRKUŞ’ tur. Havacılık tarihinde oldukça önemli bir yere sahip ve pek çok kişi tarafından tanınmaktadır. Elbette ki bu isim, ülkemizin ilk uçak tasarımını ve üretimini gerçekleştirmiş olduğu da aldığımız bilgiler arasında. Ülkenin ilk yerli uçak üretimini gerçekleştirmesi tarihte önemli bir yere sahiptir.
İlk uçak üretimi, ilk uçuşlar, ilk tasarım ve ilk yerli uçak bilgilerinden sonra, elbette ki ülkemizde ilk uçak fabrikası hakkında da bilgilere yer vermemiz gerekiyor öyle değil mi? Şimdi de ülkemiz için ilk uçak fabrikası hakkında bilgilere yer vererek, sizlere kısa bir sunum yapalım.
Bilmeniz gerekiyor ki, Mustafa Kemal Atatürk yani ulu önderimiz de havacılığa oldukça büyük bir önem verdir. Cumhuriyet’in kuruluşundan hemen sonra Avrupa ülkelerine gönderdiği heyet ile birlikte havacılık gelişimlerinden haberdar olunmasını ve araştırılmasını istedi. Bu he7yet ise 6 uzmandan oluştuğu bilinirken, bu üyelerden birisi de elbette ki Vecihi Hürkuş’ tu. İlk uçak üretimi de bu araştırmalar ve incelemeler sonrasında inşası başlandı. Bu uçağın ismi ise VECİHİ K-6 olarak bilinirken, elbette ki üretimlerin gelmesi adına bir atölye oluşumu sağlandı.
Çalışmalara sıkı bir şekilde devam edilmesi üzerine Beşiktaş’ ta 17 Eylül 1938 tarihinde bir ARGE atölyesi kuruldu. Böylelikle burada araştırmalar ve geliştirmeler sağlanırken, yerli uçak üretimi konusunda gelişimler sağlanacaktı. Yerli uçakların ise Amerikan yapımı uçakların niteliklerde olması bekleniyordu.
Genel olarak alınan bilgiler arasında bunlar yer alırken, yine başka konular adına sizlere ilk kadın pilot hakkında da bilgiler vererek yardımcı olalım.
İstanbul havacılık müzesinde büstü de yer alan Sabiha GÖKÇEN, ülkemizin ilk kadın pilotu olarak tarihe geçmesinin yanı sıra elbette ki Dünya tarihi tarafından da bilinmesi gerekiyor. Dünya da ilk savaş uçağı kullanan kadın pilot olarak da bilinmektedir. Bu isim, havacılık kariyerinde toplamda 8.000 saatten fazla bir uçuş sağlayarak, muharebelerde de ciddi bir değer ile uçuş sağladı. Yine geçtiğimiz yıllarda DERSİM HAREKÂTI’ nın hava saldırılarında da görev aldığı bilinmektedir. Bu harekâtta ise üstün başarılarından dolayı ürk Hava Kurumu Murassa (İftihar) Madalyası ile ödüllendirildi.
Yukarıda birkaç konu hakkında okurlarımıza bilgiler vermeye çalıştık. Eğer ki pek çok konuda farklı bilgilere ulaşabilmek ve bu bilgileri tek çatı altında bulmak istiyorsanız, web adresimizi sürekli takipte tutarak, istediğiniz her konuyu kategorilerimiz arasından tercih ederek, okuyabilirsiniz. Yine ilk cep telefonu ve ilk akıllı telefon konusunda da bilgiler bulabilecekleriniz arasında.
The post Uçağı Kim İcat Etti? appeared first on Genç Klavye.
]]>The post Paranın İcadı Ne zamandır? Parayı Kim Buldu? appeared first on Genç Klavye.
]]>Yıkılan Frigyalılardan sonra Kral Gigges zamanında M.Ö. 687 yılında, Anadolu’nun batı taraflarında, Gediz ve Menderes nehirlerinin arasında, Lydia (Lidya) adındaki bağımsız, günümüzde kullandığımız paranın icadının yapılacağı yer olan devlet kurulmuştur. Lidya’nın başkenti ise günümüzde Manisa-Salihli civarlarına tekabül eden Sardes şehridir. Sardes, o zamanların en varlı en zengin şehirlerindendi. Kral yolu adıylada bilinen; Asya taraflarından gelen malların Ege Denizi üzerinden Avrupa kıtasında bulunan önemli limanlarına taşınması sayesinde oldukça yüksek seviyelerde gelir elde etmekteydiler. İşte bu ticaret ve ticari yol sayesinde Lidyalılar, bilinen bütün dünya devletleri ile ticari ilişkiler içinde olmuştur. Ellerinde olan bu ticari faaliyetlerin etkisi ile lidyalılar teknolojik, kültürer ve daha bir çok konuda komşularından daha üstün bir konuma gelmişlerdir. Bunun yardımıyla ise Lidya Krallığının sınırları doğuda, günümüz Kızılırmak taraflarına kadar genişlemiştir. Ticaret, para bulunana kadar mal değişimi yani takas ile bir üsre ilerledi. Fakat bir zaman sonra bu insanları tatmin etmemeye başlamıştı. İnsanlar artık emeklerinin karşılığını mal mülkten ziyade, biriktirilebilir bir araç ile yapılmasını istiyorlardı. Bunun sonucunda ise dönemin kralı Gigges, günümüzde ilk para olarak kabul edilen ve insanların birbirleri ile mal ve mülk dışında ticari ilişkilerinden kullanabileceği bir araç olacak olan parayı ürettirmiştir.

Paranın icadı, tarihi kesin olmamakla birlikte M.Ö VII yıllarında, Lidyalılar’a dayanır ve ilk olarak da onlar tarafından kullanılmıştır. Lidyalıların bu buluşu ise insanlık tarihinin en önemli buluşu olarak kabul edilmektedir. Para, Lidyalıların başkenti olan Sardesin tam ortasından akmakta olan Paktalos nehrinde ki alüvyonlarda bulunmakta olan, altın ve gümüşün karışımı elektron madeninden üretilmiştir. İlk paranın üzerinde ise krallığın sembolü olan aslanbaşı sembolü bulunmaktaydı. İlk üretilen paralar muhtemelen Lidya kralı Gigges dönemi aitti. Bu basılan paraların daha iyi bir duruma getirilmesi, elektron yerine altın ve gümüş kullanılmaya başlanması ise kral Kroisos döneminde olmuştur.
Lidyalılar o dönemlerde batı medeniyetleri ile çok iyi ticari ilişkiler içindeydi. Yunanlılarla da ticari ilişkileri olmasının yanı sıra dini birliğede sahiptiler. Diğer medeniyetlerle olan bu ilişkiler, paranın icadı ve kullanılmaya başlanması ile dahada ileri seviyelere taşınmış ve ticaret daha da kolaylaşmıştır. Yunanistanda o zamanlar basılan paraların gümüşten olma mecburiyeti vardı. Bu paralar gümüş vasıtası ile değerlendirildiği için polis tarafından damgalanıp güvence altına alınmaya çalışılmıştır. Büyük İskender Atinayı işgal ettikten sonra ise burda yeni bir para tedavüle girmiştir ve kullanılmaya başlanmıştır. O zamanlar Atinada ki piyasa ve ticari yapı, Akdenizde paranın merkezi olmasını sağlamıştır.
Tabi ki paranın kullanımı sadece Lidya Krallığı ile sınırlı kalmamış ve bütün dünyaya zamanla yayılmıştır. M.Ö 180 yıllarında Romalılar ilk gümüş parayı basıp kullanmaya başlamışlardır. İslamiyet döneminde ise ilk para HZ. Ömer döneminde bastırılmış ve kullanılmıştır. Bu paraların ön yüzünde “Mücahidün Sebilliah Sultan Orhan”, arka yüzünde ise “Duribe fi Bursa” yazmaktaydı. Dünyada ki ilk büyük darphane ise İstanbulda Fatih Sultan Mehmet tarafından kurulmuştur.
Tabi ki para günümüzde sadece madeni değil, kağıt yanı “banknot” biçiminde de kullanılmaktadır. Tarihde ki ilk kağıt para 806 yılında Çin’de basılmış ve kullanılmıştır. Amerika’da 1690, Avrupa’da ise İsveç’de 1660 yılında kağıt para basımı ve kullanımı başlamıştır. Ülkemizde ise ilk olarak 1840 yılında, Sultan Abdülmecit döneminde basılmıştır. Cumhuriyet devrinde ise 1924 yılında 100 paralık kağıt paralar basılmıştır.

Para, geçmişten günümüze bir emek karşılığı, bir statü göstergesi, hatta ülkelerin ekonomisinin temeli olarak kullanıldı. Fakat paranın asıl kullanım amaçları ise şöyle:
Bu soru aslında sorulması gereken bir sorudur. Çünkü “para” kavramı sabit, değişmeyen bir unsur değildir. Dünya borsalarında her gün değişen “para”, aslında ait olduğu ekonomilerin gücünü ve zenginliğini göstermektedir. Paranın esas olayı da budur. Bu olay parayı ilk bulan Lidyalılar’dan beri böyledir. Örneğin çeşitli madenlerin alaşımından yapılan metal (madeni) para, eritildiğinde, kendi değeri kadar bir metala alaşımına sahiptir ve satıldığında o kadar değer biçilir. Yani 1 TL’yi eritip satarsak, demirci bize 1 TL verecektir. Peki kağıt para ? Kağıt para ise demin söylediğim gibi devletin ekonomisini yansıtır. Yani devlet tarafından basılan bu para, devlet bütçesinde bulunan altının aslında kağıt üzerindeki halidir. İşte bu yüzden her kağıt paranın üstünde seri numarası olur. Çünkü bütçesinde o an tam ne kadar para olduğunu sadece devlet bilebilir ve elbetteki sahtecilerinde önüne geçmek istemektedir. Ama günümüzde para söylediğim gibi devlet bütçesindeki karşılığı cinsinden değil, borç karşılığı olarak değer görüyor. Şöyleki, her devlette para basmaya yetkili bir merkez banka bulunmatadır. Bu merkez banka paranın basımını kontrol etmekte ve ticari diğer bankalar aracılığı ile pisyasaya sürmektedir. Ticari bankalar ise aldıkları bu paranın karşılığı olarak sanal ortamda bundan daha fazla para yaratarak müşterilerine verirler. Yani şu an elimizde tuttuğumuz paranın asıl kaynağı yine biziz.

Her dönemde sahte para basılması adına ağır cezalar uygulanmaktadır. Günümüz paraları, sahteciliklerin önüne geçmek için bir çok güvenlik unsurunu üzerinde barındırır;
Para Lidyalılardan günümüze çok değişimler geçirdi ve evrimleşti. Her ne kadar değişirse değişsin, para hala ve daha uzun bir süre her işimizde ihtiyacımız olacak olan tek araç gibi görünüyor.
The post Paranın İcadı Ne zamandır? Parayı Kim Buldu? appeared first on Genç Klavye.
]]>